Ana içeriğe atla

Kayıtlar

HAÇLI SEFERLERİNİN AVRUPA EĞİTİMİNE KATKILARI BAKIMINDAN SONUÇLARI

HAÇLI SEFERLERİNİN AVRUPA EĞİTİMİNE KATKILARI BAKIMINDAN SONUÇLARI Avrupalılarla Türklerin ilk münasebetleri Bu tarihî olayları ortaya konulmasının amaca, Avrupa”daki eğitim alanındaki ilerlemeleri daha doğru anlamaya yardımcı olmaktır. Okuyucu, umumi tarih ile pedagoji tarihi arasında nasıl bir ilgi olduğunu düşünebilir. Bu ilişki vardır, zira bu kırılma ve karşılaşma zamanlarında Avrupalılar her mağlubiyetten sonra kendi eğitimlerine yönelerek Türkleri yenebilmek için yeni yollar aramış ve bu yollardan en etkili olanının da eğitim olduğunu fark etmiştir. Bu durumu ileriki sayfalarda daha açık olarak göreceğiz. Bu nedenle tarihi vak”alar kısaca hatırlatılmak istenmiştir. Türkler, Orta Asya”dan batıya doğru çeşitli devletler kurarak ilerlemeleri esnasında pek çok karşılaşma ve münasebetleri olsa da bunların en önemlilerini şöyle belirtebiliriz: a. Atilla”nın Avrupa seferi b. Malazgirt Zaferi c. İstanbul”un fethi d. Viyana kuşatması e. Çanakkale Savaşları f. Türk İs...

ORTA ÇAĞ ÖNCESİNDE AVRUPA”DA EĞİTİM

ORTA ÇAĞ ÖNCESİNDE AVRUPA”DA EĞİTİM Buraya kadar, ilk çağ ve orta çağ gerek Yunan ve gerekse İslam ülkelerinde eğitim anlayışı ve uygulamaları üzerinde durulmuştu. Bu bölümde Hıristiyanlığın doğuşundan Haçlı seferlerine kadar olan dönem içinde Avrupa ülkelerindeki eğitim durumuna göz atılacaktır. Çünkü eğitim anlayışı ve Rönesans ve reform hazırlıkları bakımından Haçlı seferleri bir dönüm noktası olarak görülebilir. Her yeni din veya inanç ortaya çıkmasıyla birlikte, ilkelerini ve ibadet esaslarını öğretmek, yaymak ve geliştirmek için eğitim etkinliklerine ihtiyaç duymuştur. Eğitim etkinliklerine dayanmayan bir dinin veya inancın yayılması ve genişlemesi hatta gelişmesi düşünülemez. Hıristiyanlığın doğuşu Peygamber Hz. İsa”nın çarmıha gerilmesiyle kanlı olmuştur. Onun getirmek istediği dini havarileri dört bir yana dağılarak yaymışlar ve bunda da muvaffak olmuşlardır. Hıristiyanlığın temel anlayışında insanlar, İlk yaratılan Hz. Adem”in günah işlemesinden dolayı, günahkar ...

KUR”ÂN-I KERÎM Muhteşem Pedagoji Rehberi ve Kaynağı

KUR”ÂN-I KERÎM Muhteşem Pedagoji Rehberi ve  Kaynağı Hangi açıdan bakarsanız bakınız Kur”ân, bir çok bilim açısından incelense de neticede Allah tarafından okuması yazması olmayan Hz. Muhammed”e vahiy yoluyla gönderilen muhteşem bir pedagoji yani eğitim ve öğretim kitabı ve bir rehber ve yol göstericidir. Peygamber, bu kitapta bildirilen ahlâkî esaslara göre yaşamış, insanların da yaşamasını istemiş, onlara Allah tarafından bildirilen emirleri de hem tebliğ etmiş hem de açıklamıştır. Öncelikle şunu belirtelim ki Allah, Âdem Peygambere çevresindeki varlıkların ismini öğretmiştir. Bu nedenle öğretmenlik için Tanrı mesleği denir. Onun bu mesleği bütün peygamberlerde de tezahür etmiştir. Bütün peygamberler birer öğretmen görevi yapmıştır. Hâliyle Hz. Muhammad de bu açıdan öğretmenlerin öğretmeni veya hocaların hocasıdır. Özellikle Kur”ân, “Oku” emri ile başlamıştır. Düşünmemizi önererek yol göstermiştir. Neler üzerinde düşüneceğimizi, neleri aklımızla anlayacağımızı ve izah ...

Hz. Muhammed ve öğretisi: İSLÂMİYET-MÜSLÜMANLIK

VE BÜYÜK GÜN Hz. Muhammed ve öğretisi: İSLÂMİYET-MÜSLÜMANLIK “Hz. Muhammed, 570 (571) yılında dünyaya gelmiştir. Babası Abdullah, Muhammed dünyaya gelmeden önce ölmüştür. Altı yaşında da annesini kaybetmiştir. Annesinin ölümünden sonra yetim çocuk dedesi Abdülmuttalip ve o da öldükten sonra amcası Ebutalip”in yanında kaldı. [1] “Gençliğinde Hz. Muhammed, dini problemler üzerinde uzun ve derin düşüncelere dalmıştır. Kırk yaşına geldiği zaman peygamberliğini bildirdi ve vatandaşlarını kendinin inandığı yeni dine çağırdı. Hz. Muhammed, İsrail dinini kötü anlayışlardan kurtarmak istiyordu. Onlar eski inançlarını boş inançlara boğmuşlar ve tanrıyı yalnız İsrail tanrısı (Yahova) olarak tanımaya ve tanıtmaya başlamışlardı. “Hıristiyanların da tanrı, baba, oğul ve kutsal ruh kavramlarını birbirine katmalarından doğan garip bir anlayışları vardı. Birçokları İsa”yı tanrı (rab) fikriyle birleştirmişlerdi. [2] “İşte bütün bunlara karşı Hz. Muhammed, Allah”ın birliğine inanan dini ile o...

İSLÂMİYET ÖNCESİ ARABİSTAN COĞRAFYASINDA GENEL DURUM

İSLÂMİYET ÖNCESİ ARABİSTAN COĞRAFYASINDA GENEL DURUM İslâmiyet”ten önce güneyde Yemen”den başlayıp kuzeyde Irak sınırlarına kadar devam eden Arap yarım adası üzerinde tarihî bakımdan etkili olmuş büyük devletler kurulduğunu görmüyoruz. Ancak güneyde Yemen bölümünde Main, Seba ve Himeyri; kuzeyde yani Irak toprakları üzerinde ise Nebat, Tedmür ve Gassani adlı devletler kurulmuştur. [1] Ancak, Mekke bulunduğu orta Arabistan bölümünde halkın göçebe olması nedeniyle bir devlet varlığı görülmemektedir. Bu bölgenin yönetimi güçlü kabile reisleri tarafından yapılıyordu. Medine (Yesrip) ise şehirleşmişti. [2] Medine”de nüfusun çoğunluğunu Yahudiler teşkil ediyordu. Kâbe”yi inşa eden İbrahim Peygamberin oğlu İsmail Peygamber soyundan gelen Adnanîler kolundan olan Kureyş kabilesi bu bölgede hâkim durumdaydı. Kureyş kabilesi birkaç aileden müteşekkildi, bu aileler buranın yönetiminde söz sahibi idi. Bu ailelerden biri olan ve peygamber Hz. Muhammed”in de ailesi olan Haşimoğulları Kâbe”...

İSLÂMİYET’TEN ÖNCE DÜNYA”NIN DURUMU

İSLÂMİYET’TEN ÖNCE DÜNYA”NIN DURUMU İnsanlığı deformasyonu Allah, Âdem’den itibaren insanlara doğru yolu göstermek için peygamberler gönderdi. Ancak, insanlar her peygamberden sonra Allah’ın peygamberinin gösterdiği yoldan ayrıldılar, bazen peygamberini bazen da kendini yaratan Allah’ı unuttular. Allah’ı ve O’nun gösterdiği doğru yolu unutan insanlar kendilerine tapınacak ilâhlar buldular. Bunun sonucu olarak ya peygamberin yolundan ayrıldılar ya da Allah’ın gönderdiği kitaplara kendi sözlerini karıştırdılar. Böylece insanlar bazen neye inanacaklarını şaşırdılar, putları, Ay’ı, Güneş’i, ateşi kendilerine ilâh edindiler. İran halkı ateşe tapıyordu. Onlar da ateşi kutsamışlar ve hiç sönmeyen ateşleri vardı. İranlılar önceleri İbrahim Peygamberin bildirdiği tek tanrıya inanıyordu. Asurların buraya hâkim olmasından sonra gelenler güneşi, ayı, yıldızları kutsadılar ve zamanla tek tanrıyı unutarak onlar da bu bozuk inanışa katıldılar. Bir kısmı ateşi doğrudan tanrı kabul etti. Ate...

SÜMER-TÜRK PEDAGOJİSİ Sümer kültürünün medeniyete katkısı

MEDENİYETİN BANİSİ  Medeniyet tarihi, bir anlamda pedagoji tarihidir. Çünkü her millet kendi kültürünü ve medeniyete katkılarını çocuklarına öğretirler. Sümer Türklerinin aşağıda açıklanan icatları, keşifleri, siyasî oluşumları, devlet kuruluşu ve yönetimi hem çağdaşı (genişliğine) hem de sonraki milletlerin ve toplulukların (derinliğine) kabul ettiği ve benimsediği hem bir kültür hem de bir medeniyet oluşturmuşlardır. Günümüzden önceki ve günümüzdeki bütün kültürel oluşumların temelini atmışlardır. Çağdaşı olan ve sonraki milletler Sümerlerin ortaya koyduğu bu icat ve keşiflerden hem yararlanmışlar hem de üstüne eklemeler yapmışlardır. Medeniyet böylece oluşmuştur. Medeniyetin kurucusu ve icat edicisi Sümer Türkleridir. 1 SÜMER-TÜRK PEDAGOJİSİ  Sümer kültürünün medeniyete katkısı Mezopotamya uygarlığının temelini Sümerler oluşturmuştur. Diğerleri bu uygarlığı daha çok zenginleştirdiler. ( Bu yönüyle medeniyet, çeşitli kavimlerin ortak ürünüdür.) Mezopotamya u...